18 Yaş Altı Anne- Baba Yanında Çalışma Durumunda, Çalışılan Sürelerin Sigortalılık Süresine Etkisi
5510 sayılı Kanun’da 18 yaş altı çocukların anne-baba yanında çalışmasının sigortalı sayılmayacağına dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Buna rağmen SGK’nın 2013/11 sayılı genelgesi, bu durumda sigortalılık için hâkim onaylı özel bir hizmet sözleşmesi şartı getirerek kanunda olmayan bir sınırlama oluşturmuştur. Kanuna göre 18 yaşından önceki çalışmalar sigortalılık süresini başlatmasa da prim gün sayısına dahil edilmelidir. Ancak genelge, anne-baba yanında çalışan çocukların bu çalışmalarını çoğu durumda tamamen yok saymakta ve bu da eşitsizlik ve hak kaybına yol açmaktadır. Yargı kararları ve Ombudsman görüşleri ise fiili çalışma varsa, sözleşme şartı aranmasa bile bu sürelerin sigortalı sayılması gerektiğini kabul etmektedir. Sonuç olarak, genelgedeki düzenleme hukuka aykırı olup, hak kaybına uğrayan kişiler dava yoluyla haklarını arayabilir.
18 YAŞ ALTI ANNE- BABA YANINDA ÇALIŞMA DURUMUNDA , ÇALIŞILAN SÜRELERİN SİGORTALILIK SÜRESİNE ETKİSİ
Öz: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. maddede sigortalı sayılmayacak haller açıkça belirtilmiştir. Ancak bu hükümde her ne kadar işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eş bulunsa da 18 yaş altı anne baba yanında ücretli yahut ücretsiz çalışan çocuğa ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. SGK tarafından yayınlanan 2013/11 sayılı genelgede ise 18 yaş altı anne baba yanında çalışan çocuğun sigortalılığına ilişkin olarak vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi şartı eklenerek Anayasa ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkını kısıtlar nitelikte düzenleme getirilmiştir. Bu çalışmada, SGK tarafından yayınlanan 2013/11 sayılı genelgedeki konu düzenlemenin yol açtığı adaletsiz sonuçlar ve somut uyuşmazlıklardaki durumlar mevzuat ve içtihatlar ile birlikte detaylı ele alınacaktır. (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.38/2 ye göre Malullük, Yaşlılık ve Ölüm sigortalarına dahil olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurduklarında başlamış kabul edilir. Bu tarihten önce ödenen primler ise prim ödeme sayısına dahil edilir. Tartışılması gereken husus 18 yaşını doldurmamış anne baba yanında çalışan çocukların çalışmalarının prim ödeme gün sayısına dahi etki etmemesi hususudur.)
GİRİŞ
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda sigortalılığın başlangıcına , sona ermesine, sigortalı sayılma yahut sayılmama hallerine ilişkin ayrıntılı şekilde yer almaktadır. 5510 sayılı kanununda sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. maddede sigortalı sayılmayacak haller irdelenmiş ancak bu hükümde 18 yaş altı anne baba yanında çalışan çocuklara ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kanunda düzenlenmemiş olan bu hususa SGK tarafından yayınlanan 2013/11 sayılı genelgede değinilmiştir. Genelgenin sigortalı sayılmayanlar başlıklı üçüncü bölümünde “baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Çocuğun, annesinin yahut babasının yanında gerçek çalışmasının olup olmadığına bakılmaksızın vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından onaylanmış bir sözleşme mevcut olmadığı takdirde sigortalı sayılmayacağı hususu -mahkemelerde her ne kadar lehe kararlar veriliyor olsa da- adaletsiz sonuçlar doğurduğu görülmektedir.
YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ VE SİGORTALILIK ARASINDAKİ İLİŞKİ
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.38/2 ye göre Malullük, Yaşlılık ve Ölüm sigortalarına dahil olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurduklarında başlamış kabul edilir. Bu tarihten önce ödenen primler ise prim ödeme sayısına dahil edilir.
Yaş küçüklüğü sigortalılık süresini başlangıcı bakımından geciktirici bir unsur olsa da sigortalı sayılmaya engel bir durum değildir. Ancak belirtmek gerekir ki 5510 sayılı Kanunun Geçici Madde 1 hükmünde 1/4/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar için ise yaş küçüklüğü sigortalılık süresinin başlangıcını geciktirici bir durum değildir. Dolayısıyla 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanların 18 yaşından önceki çalışmaları da sigortalılık sürelerine dahil edilecektir.
Özetle 18 yaşından küçük 4/1-a kapsamında hizmet görenlerin sigortalı sayılmama durumları hakkında kanunda hüküm bulunmamaktadır. SGK tarafından yayınlanan 2013/11 sayılı genelgede anne baba yanında hizmet gören çocuğun sigortalı sayılabilmesi için vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdinin varlığının aranması ancak çocuğun anne baba yanında değil de başka birilerinin yanında hizmet görmesi halinde herhangi bir şart olmaksızın sigortalı sayılması durumu anayasaya ve çocuğun menfaatini koruyan hükümlere doğrudan müdahele etmektedir. Ayrıca bu durum, anne baba yanında çalışan çocuğun emeklerini yok sayarak aynı yaşta çalışmaya başlamış iki çocuk arasında adaletsizlik oluşturmaktadır. Zira genelgeye göre çocuğun başka birisinin iş yerinde hizmet görmesi halinde 18 yaşından önce ödenen primleri , prim ödeme sayısına dahil edilirken anne baba yanında hizmet görmesi halinde genelgede belirtilen şartlara uygun hizmet sözleşmesi bulunmaması durumunda hizmet süreleri prim ödeme hesabına dahil edilmemektedir. Dolayısıyla bu durum uygulamada birçok haksızlıklara yol açarak çocuğun menfaatini aleyhe olarak etkilediği görülmektedir.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU 2013/11 SAYILI GENELGESİNİN DAYANAĞI VE HUKUKA AYKIRILIĞI
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. maddede anne baba yanında çalışan çocuğa ilişkin bir düzenleme bulunmadığı halde Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı genelgede anne baba yanında çalışan çocuğun sigortalı sayılmasına ilişkin sınırlayıcı şartların yer alması genelgenin sınırlarını aşar niteliktedir. Zira Türk Hukukuna göre genelge; yürürlükteki yasaları açıklamayı ve uygulamada birlik sağlanmasını amaçlayan idari bir işlemdir. Dolayısıyla genelge ile yeni bir hüküm getirilemez yahut var olanlar sınırlandırılamaz. Aksi durumda genelgenin hukuka aykırılığı gündeme gelecektir. Söz konusu durumda ise Sosyal Sigorta Kurumu 2013/11 sayılı genelge ile Anayasa ile güvence altına alınan sosyal sigorta hakkını sınırlayarak anne baba yanında çalışan çocuğun sigortalılığına ilişkin 5510 sayılı kanunda yer almayan sınırlayıcı düzenlemelere yer vermiştir.
Genelgede “baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır.” şeklinde yer alan düzenlemenin hukuki dayanağı belirtilmemiş olsa da aslında mülga 743 sayılı MK'nın 271. maddesine veya halen yürürlükte bulunan TMK'nın 345. maddesine dayanmaktadır.
Her ne kadar mülga 506 sayılı kanunda ve halen yürürlükte olan 5510 sayılı kanunda bu hususa ilişkin bir hüküm bulunmasa da sosyal sigorta kurumu tarafından yayınlanan genelgedeki düzenleme Türk Medeni Kanunu madde 345’te yer alan “Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.”hükmüne atıf yapılarak düzenlenmiştir.1 Genelgedeki kanuna aykırı düzenlemenin dayanak noktası olan bu hüküm, çocuğun menfaatini anne ve babası ile olan hukuki işlemlerde dahi korumayı amaçlamaktadır. Ancak genelgede hükmün amacına ve gerekçesine tamamen aykırı biçimde kullanılarak çocuğun sosyal sigorta hakkını kısıtlamaktadır. Dolayısıyla çocuğun menfaatini korunmayı amaçlayan hüküm, amacına aykırı biçimde kullanılarak çocuğun menfaatinin zedelendiği görülmektedir.
TÜRK BORÇLAR KANUNU 3934/3 HÜKMÜNE GÖRE DEĞERLENDİRME
Genelgede çocuğun anne baba yanında hizmet görmesi durumunda sigortalı sayılabilmesi için özel koşullara bağlanmış hizmet sözleşmesinin varlığından bahsedilmişse de genel hüküm niteliğinde olan Türk Borçlar Kanunu madde 394/3 hükmü gereği çocuğun hizmeti 2 T.C. Yargıtay 10. HD., E. 2024/9080 K. 2024/11338 T. 20.11.2024 Tarihli Kararında: “ …davacı adına 18 yaşını doldurduğu tarihten önce anne ve babasına ait iş yerinde fiili olarak çalışmadığı iddia ve ispat edilemediği gibi tam aksine davacı adına yapılan bildirimlerin fiili ve gerçek çalışmaya dayandığının tüm dosya kapsamından anlaşılması, gerek mülga 506 sayılı Kanun'da, gerekse 5510 sayılı Kanun'da; davalı Kurumun işlemine dayanak yaptığı mülga 743 sayılı Medeni Kanun'un 271 inci maddesine veya halen yürürlükte bulunan TMK'nin 345 inci maddesine yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi anılan madde hükümlerine aykırı davranılması halinde sigortalılık koşullarının oluşamayacağına yönelik herhangi bir yasal düzenlemeye de yer verilmemesi, esasen çocuk yararına konulmuş olan hukuk kurallarının; çocuk aleyhine yorumlanmasının ve böylece vazgeçilmesi, devredilmesi, feragat edilmesi mümkün olmayan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı sosyal güvenlik hakkından çocuğun mahrum bırakılmasının hukuk ve adalet ilkeleri ile de bağdaşmaması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf kanun yoluna başvuranın sıfatı ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı Kurumun yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,...” 1 T.C.Yargıtay 10. HD., E. 2023/1400 K. 2023/1658 ,23.02.2023 Tarihli Kararında“...gerek mülga 506 sayılı Kanunda gerekse 5510 sayılı Kanunda; davalı Kurumun işlemine dayanak yaptığı mülga 743 sayılı Medeni Kanun'un 271 inci maddesine veya halen yürürlükte bulunan TMK'nin 345 inci maddesine yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi anılan madde hükümlerine aykırı davranılması halinde sigortalılık koşullarının oluşamayacağına yönelik herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemesi, esasen çocuk yararına konulmuş olan hukuk kurallarının; çocuk aleyhine yorumlanmasının ve böylece vazgeçilmesi, devredilmesi, feragat edilmesi mümkün olmayan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı sosyal güvenlik hakkından çocuğun mahrum bırakılmasının hukuk ve adalet ilkeleri ile de bağdaşmaması, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf kanun yoluna başvuranın sıfatı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; verilen kararda isabetsizlik görülmediğinden, davalı Kurumun yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir… Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, ...” korunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu madde 394/3 hükmüne göre “Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.” Hizmet görenin emeğinin korunması amacı güdülerek düzenlenen hükme göre hizmet sözleşmesi geçersiz olsa dahi hizmet ilişkisi sona erinceye kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçları doğurur. Dolayısıyla anne baba yanında hizmet gören çocuğun hizmet süreleri boyunca sigortalı sayılması gerekmektedir aksine düzenlenen genelgedeki hüküm mezkur hükme de aykırılık teşkil etmektedir.
SONUÇ
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda ve mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda 18 yaş altı anne baba yanında çalışılması durumunun sigortalı sayılmayacak bir hal olduğuna ilişkin kanuni düzenleme bulunmamasına rağmen genelgenin sınırının aşılması sureti kanunda bu hususa ilişkin düzenleme getirilmesi hukuka aykırıdır. Düzenlemenin dayanağı olarak görülen Türk Medeni Kanunu madde 345 hükmü, anne ve babası arasında gerçekleşen hukuki işlemlerde dahi çocuğun menfaatinin korunması amacı ile getirilmiştir. Oysa genelgede tam aksine Anayasa ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkı ihlal edilerek çocuğun menfaatini aleyhe olarak etkilemekte ve ayrıca başka birine ait işyerinde hizmet gören çocuk ile anne baba yanında hizmet gören çocuk arasında aynı yaşta çalışmaya başlamalarına rağmen adaletsizlik oluşturmaktadır. Kamu Denetçiliği Kararları (Ombudsmanlık) ve mahkeme kararları ise mümeyyiz çocuğun anne babasının yanında çalışmasına ilişkin olarak vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdinin bulunması şartını aramaksızın diğer şartların mevcudiyeti halinde çocuğun hizmet sürelerinin sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde kararlar vermektedir.3 Dolayısıyla söz konusu 2013/11 sayılı genelgede yer alan ilgili düzenleme nedeniyle hak kaybına uğrayan bireylerin, dava yoluna başvurarak hak kayıplarını giderebilmeleri mümkündür. 3 Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu (ombudsmanlık) B. 2020/44632 T. 13.11.2020
Tarihli Kararında: “... babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. …” ve yine Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu (ombudsmanlık) B. 2025/444 T. 02/05/2025 Tarihli Kararında: “... başvuranla babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalılık sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır….” şeklinde tavsiye niteliğinde birçok karar verdiği görülmektedir.
AV.YAREN DOĞAN
KAYNAKÇA:
1-https://www.burhaneray.com/Makaleler/1900/18-yas-oncesi-baslayan-sigortalilik-emeklilik
2-https://www.tokailaw.com.tr/tokai/assistant
3-https://www.lexpera.com.tr/kullanici-profili